EN
Resim: udh-logo Resim: ataturk-img
Haberler Resim
BAKANIMIZ BİNALİ YILDIRIM İFTAR YEMEĞİ VERDİ

‘DEMİRYOLLARININ SERBESTLEŞMESİ TÜRKİYE'NİN LOJİSTİK VE TAŞIMACILIK ANLAMINDA EN BÜYÜK REFORMUDUR'

 

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, demiryollarının serbestleşmesini Türkiye'nin gelecekteki lojistik ve taşımacılık anlamındaki en büyük reformu olarak nitelendirdi. Yeni düzenlemeyle birlikte mevcut demiryolu ağının çok daha verimli kullanılacağını belirten Yıldırım, Haydarpaşa Garı'nın da başka amaçlar için kullanılmayacağını açıkladı.

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, gazete ve televizyonların Ankara temsileri ile bakanlık personeline iftar verdi. Bakan Yıldırım, TCDD Behiçbey Demirspor tesislerinde gerçekleşen iftar sonrası Türkiye gündemi ve bakanlığın çalışmalarıyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

Bakanlık çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Yıldırım, 2003 yılından itibaren Türkiye'ye 145 milyar liralık yatırım yaptıklarını açıkladı. Bakanlıkla ilgili bilişim, denizcilik, kara, hava ve demiryolu kamu, özel sektör yatırımlarının toplamının ise 250 milyar olduğunu hatırlatan Yıldırım, sadece Türkiye'nin değil dünyanın en büyük projelerini hayata geçiren bakanlık olduklarını ifade etti. 

 

DEMİRYOLLARININ SERBESTLEŞMESİ TARİHİ BİR KARAR

 

Demiryollarının serbestleşmesiyle ilgili ikincil mevzuat hazırlandığını dile getiren Yıldırım, kanunların uygulanma aşamasında sıkıntı yaşadıklarına dikkati çekti. “Kanun çıkardık ama kanun tek başına bir işe yaramıyor. Aslında yaptırım gücü kanunun daha fazla olmasına rağmen, tüzükler, yönetmelikler, genelgeler kanunun önüne geçiyor. O olmazsa kanunun uygulamaya yönelik hiçbir hükmü yok. Ben bunu anlamış değilim memlekette, kanun çıktıysa dümdüz kanun ne diyorsa yapmak gerekir.” diyen Yıldırım,  bu durumu bürokrasi direnci olarak görmediğinin altını çizdi. Bakan Yıldırım, “Türkiye'nin kurumsal geleneği böyle oluşmuş. Sanki yönetmelik, tüzük olmazsa bir kanunun uygulamak imkansız. Neden olduğunu bilemiyorum, bana da mantıklı gelmiyor. Bu durum kanundan daha fazla zaman alıyor. Yapacağınız işi yapmadan bütün detaylarıyla tarif ediyorsunuz. Yaptıktan sonra da o tarif yapılana uymuyor. Vay yönetmeliğe aykırı iş yaptınız. Ya kardeşim yönetmelik olduğu zam bu iş yoktu ki ne kadar ön görebilirsin. Yönetmelikte her şeyi ön göremiyorsun. Uygulamaya geçtin mi sapmalar oluyor. Sonra da onu düzeltme işi başlıyor, yorucu bir iş. Ama demiryollarımız için güzel bir şey olacak. Tarihi bir karardır. Bunun üzerinde demiryolları çok çalıştı. En az 3 sene emek verdiler. Demiryollarının serbestleşmesi esasında Türkiye'nin gelecekteki lojistik ve taşımacılık anlamında en büyük reformudur. Bununla bir kere mevcut demiryolu ağımızı çok daha verimli kullanacağız. İkincisi  demiryolu özellikle organize sanayi bölgeleri, fabrikalara ve liman bağlantıları çok hızlı şekilde yapılacak. Bunun yanı sıra özel sektör demiryolu işletmeciliği ve altyapı işletmeciliği de yapacak. Yeni demiryolu yapıp işletip devredecek. Çok kapsamlı bir düzenleme. Bu uygulamaların hepsi şimdi ikincil düzenlemeyi bekliyor. Mesela siz ana hatta bağlantı yapacaksınız. 30 kilo metre taşıma yapacaksınız. O hattı yapabiliyorsunuz. Biz sizin adınıza kamulaştırma yapıyoruz kamu gücünü kullanarak. Kamulaştırma parasını ödüyorsunuz. Yapıyor, işletiyor 49 yıl sonra ceketini alıp gidiyor, bütün yaptıklarıyla bize teslim ediyor. Bu süre içinde kendisi çalıştırması gibi başkalarına da kiraya verebiliyor. Demiryolları ikiye bölündü. TCDD aynı statüde devam ediyor. TCDD taşımacılık yapmayacak. Sinyali özelleştiremiyoruz, o riskli bir durum. İzleme, sinyal işi tamamen demiryollarının elinde kalıyor. Ayrıca rutin bakım ve yol bakımlarını demiryolları yapıyor. Bakanlıkta bir genel müdürlük kuruldu; Demiryolları Düzenleme Genel Müdürlüğü. Bunun görevi  de işletmecilik yapmak isteyenlere lisans vermek, yeni yapılan demiryolu hatlarının yetki belgesini vermek, kontrolünü yapmak. Kamu ve özel sektörün yaptığı yeni projeleri planlayacak. Demiryollarıyla ilgili yegane otorite olacak. Her türlü yetki belgesi, makinistin ehliyetinden tutun da bir lokomotifin tip onayı üretim belgesine bu kurum karar verecek. Sektörün patronu olacak. Demiryolları eskiden tekel olduğu için hepsini kendisi yapıyordu. Şimdi bu yetkiler paylaşılıyor. TCDD, Devlet Hava Meydanlarının pozisyonuna geldi.” diye konuştu.

 

KAZALARI SIFIRLAMA ŞANSINIZ YOK

 

İspanya'da meydana gelen tren kazasıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Yıldırım, “Yüksek Hızlı Tren hatlarında her hangi bir sıkıntı yok. Zaman zaman YHT'ler özellikle şehir içlerinde konvansiyonel hatlara girmek zorunda. Eskişehir'e girişte alttan geçişi bitiremedik 6 kilometrelik bir bölümde inisiyatif makiniste geçiyor. 60 yerine 120 ile geçerse kaza riski doğuyor. 3 yıl önce Eskişehir'de böyle bir durumla karşılaştık. Yüksek Hızlı Tren hattından normal hatta geçerken hızlı girdi ufak bir olay yaşadık ama kimse yaralanmadı. İster YHT, ister normal tren, ister hava yolu ister karayolu, denizyolu kazaları keşke önleye bilsek. Kazaları önlemenin hiçbir yolu yok. Hiç kimse ‘biz her tedbiri aldık kaza olmaz' diyorsa bu doğru değil. Çünkü insanın olduğu yerde kazaları sıfıra indiremezsiniz. İşte İspanya'da trenin yolunun ne kabahati var. Açıkça insan faktörü kazalar için çok önemli hale geliyor. Psikolojisi, onun arka planının incelenmesi gerekiyor. Adama o kararı niye öyle verdi, niye öyle geçti? Orada eğitim, çalışma şartları, oradaki çalışanların psikolojisi çok önemli hale geliyor. Bunların üzerinde çalışılması gerekiyor. Çalışanların sorunların duyarsız kalırsanız bu daha olumsuz sorunları beraberinde getiriyor. Demiryolları son 2 yılda önemli bir çalışma yaptı. Dünyada uygulanan en son emniyet yönetimi sistemini demiryolları uygulamaya başladı. Dünyanın en gelişmiş emniyet sistemi Türkiye'de kullanılıyor. Bunun amacı insan kaynaklı kazaları azaltmak, ortadan kaldırmak demiyorum. Her türlü tedbiri alacağız ama kazaların olmayacağını kimse garanti edemez. İspanya'da kaza oldu, hocanın biri döşenmiş yazıyor. İspanya kazası Türkiye'ye uyarı, sinyal oldu. Ne sinyaliymiş, efendim altyapıya bakılmazsa, makinistlerin eğitimine dikkat edilmezse, o olmazsa bu olmazsa kaza olur. Şimdi millet “Filanca hoca kaza olur demişti ona bakmadılar, dikkate almadılar”. şeklinde eleştiride bulundu.

 

TÜRKİYE NÜFUSUNUN YÜZDE 40 HIZLI TRENLE SEYAHAT EDECEK

 

Türkiye nüfusunun yüzde 40'ının yaşadığı 14 şehir 5 yıl içinde hızlı tren hattıyla birbirine bağlanacağını hatırlatan Yıldırım, “Bu yıl sonundan itibaren Ankara–İstanbul arasındaki hızlı treni işletmeye alacağız. Ve böylece Türkiye'nin iki büyük kentini birbirleriyle birleştirmiş olacağız. 29 Ekim Türkiye için önemli bir tarih, Bu tarihte Marmaray'ın da açılışını yapacağız. Hem Marmaray, hem Ankara-İstanbul YHT hattı hem de Ankara metrolarını birlikte açmanın mantığı yok ama biz bunları bu yıl sonu itibariyle hizmete sokacağız.” dedi.

 

HAYDARPAŞA GARI BAŞKA AMAÇLAR İÇİN KULLANILMAYACAK

 

Haydarpaşa Paşa Projesiyle ilgili bilgi veren Yıldırım konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz 2006 senesinden beri Haydarpaşa ile ilgili proje yapıyoruz. Yapılan yazışmalar ve işleri alt alta koyduğumuz zaman kitap olur. Zaten arkadaşlar da kitap hazırlamışlar. Bütün yazışmalar, kurumlara giden bilgiler, itirazlar, onayları bir kitap haline getirmişler. Oradaki düşüncemiz çok net.  Kadıköy Belediyesi, Üsküdar Belediyesi, İstanbul Büyükşehir, 4 ve 5 numaralı Kurul hepsinden görüş aldık. Projelerin onayı, nerde ne kadar iş yapılacak, hangi alan hangi amaçla kullanılacak? Bunların hepsi belli. Dolayısıyla projenin bundan sonra yapılmasının önünde hiçbir engel yok. Orda tartışma dönüp dolaşıp Haydarpaşa Gar binasının ne olacağına getiriliyor. Bu da çok anlam ifade etmeyen bir tartışma. Gar binası yerinde kalacak. Bina değerlendirilecek. Ya kültür merkezi olacak veya ona başka bir fonksiyon verilecek. Gar binasının başka amaçlı kullanılması söz konusu değil; zaten yapısı ona müsait değil. Haydarpaşa Projesi içinde en prestijli yapı o olacak. Zaten raylar kaldırılmıyor; onlar da tescilli yapılara dahil edildi. Raylarda nostaljik tren seferleri yapılabilir. Etrafında iş merkezleri, eğlence merkezleri var, kültür ve turizm amaçlı mekanlar var. O denge çok gözetildi. Selimiye Kışlası'nın üzerinde bir irtifa yok, daha aşağıda. Dikey mimari olmayacak. Yaklaşık 1 milyon 300 metre karelik bir alan var. Oradaki tarihi ve kültürel değerlere hiçbir halel getirmeden hayata geçireceğiz.”