EN
Resim: udh-logo Resim: ataturk-img
Haberler Resim
CUMHURİYET DÖNEMİNDE DEMİRYOLLARI PANELİ

CUMHURİYET DÖNEMİNDE DEMİRYOLLARI PANELİ

Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi tarafından 18 Aralık 2008 günü “Cumhuriyet Döneminde Demiryolları” konulu bir panel düzenlendi.

Türk Dil Kurumu Konferans Salonu'nda düzenlenen panelin açılış konuşmaları, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, Atatürk Yüksek Kurumu Başkanı Prof.Dr. Sadık Tural, TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ve Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Cezmi Erarslan tarafından yapıldı.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım , ''Demiryollarında biz de varız diyebilmemiz için kesintisiz 2019 yılına kadar yatırım yapmamız lazım. Yapacağımız asgari yatırım miktarı da 20 milyar doların altında olmamalıdır. Aynı dönemde İspanya'nın yapacağı yatırım miktarı 234 milyar Avro'dur. Kıyası size bırakıyorum'' dedi.

Bakan Yıldırım, Mustafa Kemal Atatürk döneminde ülkede gerçekleşen demir yolu atılımının marşlara konu olduğunu ifade edip ''Bu, başarılan ve gerçekleştirilen bir demir yolu seferberliğinin haklı gururu ve sonucudur'' dedi. Yıldırım, Atatürk'ün başlattığı demir yolu politikasının 1946 yılına kadar aynen devam ettiğini söyledi. Bu politikada, ulaşım ve altyapıda öncelikli sektörün demir yolu olduğunun görüldüğünü anlatan Yıldırım, ''Ancak, 1946 sonrası bir makas değişikliği görüyoruz, bir siyasi tercih değişikliği görüyoruz Türkiye'de. O siyasi tercih değişikliği de bütün dünyayı kasıp kavuran otomotiv sektörünün getirdiği bir değişikliktir'' dedi.

Dünyada birçok ülkenin bu değişikliği az veya çok yaptığını ifade eden Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ''Ancak, bizim yaptığımızın aynısını yapmamıştır. Demir yoluna yatırımı devam ettirmişler, bir yandan demir yollarıyla bütünlük sağlayacak kara yolu, hava yolu ve deniz yolu altyapı yatırımlarını yapmayı sürdürmüşlerdir. Biz maalesef, demiryollarını unutup, terk etmişiz ama ne hazindir ki diğerlerini de tam anlamıyla yapamamışız'' diye konuştu.

Türkiye'de kara yolu ağırlık bir taşıma sistemi olduğunu belirten Yıldırım, kara yollarının haline bakıldığında da övünülecek bir durumun mevcut olmadığını söyledi.

Ulaşımda, altyapıda demiryolu, karayolu, havayolu ve deniz yoluyla birbiriyle bütünlük sağlayan bir ulaştırma politikasının benimsenmemesi, gerçekleştirilmemesinin asıl sorun olduğunu belirten Yıldırım, şöyle devam etti: ''Sadece demir yollarının ihmali değil, ulaşım politikalarının bir bütünlük içerisinde ele alınmaması en büyük sorunumuz olmuştur. 2000'li yıllara geldiğimizde durum vahimdir, iç açıcı değildir. Yüzde 90'ın üzerine çıkmış, tek bacaklı bir taşıma sistemine Türkiye mahkûm hale gelmiştir. Bu, yurt içinde tamamen kara yoluyla yapılan bir çalışmadır.

Yolcu taşımasında da durum bundan farklı değildir. Biz kara yolunda yolcuda yüzde 94, yük taşımacılığında ise yüzde 89 oranındayız. Adeta, 8 bin 500 kilometrelik sahillerimizi 780 bin kilometrekarelik vatan toprağımızda kara yolu dışında, demir yolu, deniz yolu, hava yoluyla taşıma yapılamaz hale gelmişiz. Halbuki, böyle bir coğrafyaya sahip olan ülke çok fazla değil. Bütün taşıma türlerini kullanabilen bir ülke olmamıza rağmen geçmişte kendi elimizle, yanlış politikalarla, hatta politikasızlıkla bu hale gelmişiz. Uzun yıllar boyunca ülke, bir ulaştırma master planı yapmamış. Plan yapmazsanız, hedef yapmazsınız nereye gideceğini bilmezseniz yol sizi bildiği yere götürür. Onun için 2003 yılından itibaren Türkiye'de ulaşım önceliklerinin ve ulaşım türleri arasındaki dengenin bütünlüğünün sağlanmasına yönelik olarak hemen işe koyulduk 6 üniversitemizle birlikte bir ulaşım ana plan stratejisi çalışmasını başlattık. Bu çalışma, esasında hepimizin bildiği bir çok gerçeği bilimsel düzeyde teyit etmekten başka bir şey olmadı. İhtiyaçlar ortaya çıktı. İhtiyaç kara yollarımızın altyapısını, güvenlik standartlarını, geometrisini düzeltmekle beraber, aynı zamanda demir yolları ve hava yollarının tekrar geliştirilmesini sağlayacak politikaların izlenmesi. Bunun yanında 'doğal asfalt' olan denizlerimizin daha etkin kullanılması '' dedi.

Bakan Yıldırım, “Demir yolları yaygınlığı açısından AB ülkelerine göre geride kalındığını belirten Yıldırım, ''Ama bunu söylerken amacım sizleri üzmek değil, moralinizi bozmak değil. Bunu yapacak siyasi irade Türkiye'de bugün vardır. Bundan sonra ki dönemde de bu politikaları geriye götürecek, değiştirecek bir irade asla olmayacaktır. Çünkü demir yolları siyasi idarelerin, iradelerin tercihi değildir. Milletin tercihidir. Millet demir yollarının gelişmesini istiyor. Milletin tercihine, isteklerine duyarsız olanların hiçbir zaman iktidar olmaları millet adına iş görmeleri mümkün değildir.

Demiryollarını çok seviyorum, demiryolları bir kültürdür, ülkemizin insanı hüznü ve mutluluğu hep demiryolları ile yaşamıştır. Demiryollarının bahtı açıktır artık '' dedi.

 

Devlet Bakanı Prof.Dr. Mehmet Aydın da; Demir yollarının günümüzde, teknik, teknoloji ve altyapı ihtiyaçları açısından ele alındığını, kültürel yönünün ihmal edildiğini vurgulayarak, “Demiryolu kültürü ile ilgili çalışmalar Türkiye'de çok az. Aslında demiryolu ile modernleşme tarihi iç içedir. Bu konu umarım araştırmacılar tarafından daha fazla ele alınır. Çünkü yabancı ülkelerde bu konuda çok sayıda araştırma var.” diye ifade etti.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sadık Tural da demiryolunun, yer adları gibi ülkenin tapularından biri olduğunu söyledi. Tural, ''Demiryolu, vatandaşını yalnız bırakmayan devlet anlayışıdır.'' dedi.

 Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof.Dr. Cezmi Erarslan ise “Demiryolu bir ülkenin tapularından birisidir. Bir ülkenin vatandaşını yalnız bırakmamasıdır. Demiryolunun geçmiş kahramanlarını, şu anki projelerine baş koyanları ve gelecek kahramanlarını şimdiden tebrik ediyorum.” diye ifade etti.

TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman da panelde yaptığı konuşmada, Ulu Önder Atatürk'ün öncelikle demiryolu seferberliği başlattığını 1923-1938 yılları arasında o günkü ekonomik ve teknolojik zorluklara karşın 2.981 km, 1939- 1950 arasında ise 597 km demiryolu yapımı gerçekleştirildiğini, 1950– 2002 arasında sadece 541 km demiryolu yapıldığını. Demiryolu yapımının siyasi bir tercih olduğunu belirtti.

Karaman ayrıca;” Bu panel, kamuoyunda yerleşik olan “ tren” algısının değişmesine önemli ölçüde katkıda bulunacaktır. Çünkü 1950'li yıllara kadar ulaşımın bel kemiğini oluşturan, yaşamın merkezinde yer alan demiryolu, 1950 sonrası süreçte bir ulaşım sistemi olarak göz ardı edilmiştir. Şarkılara, türkülere konu olacak kadar hayatın içinde yer alan demiryolu yerine, romantik, nostaljik bir tren algısı ön plana geçmiş, demiryolunun bir ulaşım sistemi olduğu adeta unutulmuştur. Ancak, demiryollarımız bugün artık siyasi irade ile değişmeyecek bir gelişim sürecine girmiştir. Demiryolu öncelikli ulaşım politikaları sonucunda, Ankara-İstanbul, Ankara-Konya Hızlı Tren Projesi'nin yapımına başlanarak, yılda ortalama 107 km yüksek hızlı tren hattı inşa edilmiştir. Öte yandan, kent içi toplu taşımacılığın geliştirilmesi için yerel yönetimlerle işbirliğine gidilerek, İstanbul'da Marmaray, İzmir'de Egeray, Ankara'da Başkentray projeleri başlatılmıştır. Demiryollarındaki gelişim ve değişimi demiryolcularımızda sahiplenmiştir. “dedi.

TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman “Unutmayalım ki, ulaşım sadece bir yerden bir yere ulaşmak değildir. Ulaşım tüm sistemlerin can damarı, güç kaynağıdır. Demiryolu ise ulaşım sisteminin bel kemiğidir. Atatürk'ün işaret ettiği “Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak” ancak yeni demiryolu çağına ayak uydurmakla mümkün olacaktır. “

Panel sonrasında katılımcılar Ankara Gar'da bulunan Kurtuluş Savaşında Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesini gezdi ve Milli Mücadele döneminden eserler hakkında bilgi aldılar.