EN
Resim: udh-logo Resim: ataturk-img
Haberler Resim
Türkiye'de Demiryolu Çeken Araçları Üretim Teknolojileri

TÜLOMSAŞ'TA “TÜRKİYE'DE DEMİRYOLU ÇEKEN ARAÇLARI ÜRETİM TEKNOLOJİLERİ” KONULU SEMPOZYUM YAPILDI

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM: TEKNOLOJİYİ SADECE KULLANAN DEĞİL, ÜRETEN BAŞKA ÜLKELERİN HİZMETE SUNUN BİR ÜLKE OLACAĞIZ. BUNUN İÇİN AR-GE'YE BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ

TCDD GENEL MÜDÜRÜ SÜLEYMAN KARAMAN: YARIN HIZLI TREN İŞLETMECİLİĞİNE GEÇTİĞİMİZDE,TÜLOMSAŞ DA BU KONSEPTE AYAK UYDURMAK ZORUNDADIR. BUNU TÜRKİYE İÇİN, ESKİŞEHİR İÇİN YAPMAK ZORUNDADIR. BUGÜN MİLYAR DOLARLARLA İFADE EDİLEN BÖLGE PAZARINA AÇILMAK, O PAZARDAN PAY ALMA HEDEFİ İÇİNDE OLMALIDIR.

TÜLOMSAŞ GENEL MÜDÜRÜ HAYRİ AVCI: PERSONEL ORTALAMA SAYISINDA %11'LİK BİR AZALMA OLMASINA RAĞMEN KİŞİ BAŞINA DÜŞEN ÜRETİM ORANINDA % 58'LİK BİR ARTIŞ YAKALANMIŞTIR.

 

TCDD'nin Bağlı Ortaklığı TÜLOMSAŞ'da “ Türkiye'de Demiryolu Çeken Araçları Üretim Teknolojileri” konulu sempozyum 23-24 Haziran 2006 tarihlerinde yapıldı.

Sempozyumun açılışına, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Eskişehir Valisi Kadir Çalışıcı, TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Sürmeli, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Savaş Özaydemir de katıldı.

Açılış konuşmasını yapan TÜLOMSAŞ Genel Müdürü Hayri Avcı; “112 yıllık kuruluş olan TÜLOMSAŞ'ın TCDD'nin özellikleİ çeken araç ihtiyacının karşılanması ile bunların ağır bakım, yenileme ve lojistik desteğinin sağlanması amacıyla kurulduğunu, bugün elektrikli, dizel elektrikli, dizel hidrolik her türlü lokomotifi yapabilme yeteneğine sahip olduğunu, belirterek şunları söyledi; “ 2003 yılında TÜLOMSAŞ' ın bir dünya şirketi olması için TÜLOMSAŞ Geliştirme Programı hazırladık. Bu kapsamda; Üretim, Pazarlama, Satın alma, İnsan kaynakları ve Malzeme tedarik politikalarını belirledik. EFQM bazlı toplam kalite yönetim yaklaşımı çerçevesinde bilimsel yöntemleri uygulamaya başladık. Canlı kullanımını başlattığımız ERP projesiyle, iyileştirme ve geliştirme yönündeki çalışmalarımızı sürekli hale getirmeyi hedeflemekteyiz. Vagonlarımızın maliyetlerini yan sanayini etkin kullanarak Avrupa ile rekabet edebilecek seviyelere çektik. Lokomotif maliyetlerimiz ise bazı Avrupa ülkelerinin altında olduğunu söyleyebiliriz. Yurtiçi potansiyel pazar haritamız hazırlanmış ve gerekli temaslar kurulmuştur. Özellikle DH tipi manevra lokomotiflerinde yurt içi pazarda çok etkili konuma gelmiş bulunuyoruz. Yurtdışı pazarlarda ise ürün ve ülke yelpazesini artırdık. Irak, Tayland ve Fransa da ürünlerimiz kullanılmakta, Mısır, Bulgaristan, Arnavutluk ve Suriye' yi hedef pazarımız olarak çalışma yaptığımız ülkeler olarak sayabiliriz. GM gibi bir dünya lokomotif devi, bizim üreteceğimiz lokomotifleri kendi pazarına sunabilmektedir .

Şirketimizde 2003 - 2006 yılları arasındaki ihracatımız bir önceki döneme göre % 287'lik bir artış göstererek 29 milyon 692 bin dolara ulaşmıştır. Ayrıca yine bu dönemde personel ortalama sayısında %11'lik bir azalma olmasına rağmen kişi başına düşen üretim oranında % 58'lik bir artış yakalanmıştır.”

AVCI ayrıca; “AR-GE kapsamında yan sanayilerle birlikte elektrik ve elektronik, talaşlı imalat, kaynak konstrüksiyon ve döküm konularında önemli gelişmeler kaydettik. Teknolojik kazanımlarımız olarak, ATS, hız duyucu ve hız göstergeleri gibi cihazları sayabiliriz. Yarı otomatik koşum takımı, 33000 tipi lokomotif boji imalatları ile makinist kabinlerinde konforun arttırılmasına yönelik yapılan çalışmaları da bu kapsamda değerlendirebiliriz. Benzer işbirliğini üniversitelerimizle de birlikte yapmayı arzulamaktayız. Bu çalışmalar sonucunda yan sanayilerimizde önemli miktarda eleman istihdamının sağlanmasını da ayrı bir kazanç olarak değerlendiriyoruz. Emek yoğun işlerden teknolojik ağırlıklı ürün imalatına geçilmesi ile 2003'e göre 2005 yılında kapasite kullanım oranı % 115 artmıştır. Bu gelişme yan sanayinin etkin kullanılması sonucunda elde edilmiştir. Bu bağlamda vagon imalatının saatsel bazda %85'i ile lokomotif imalatının % 45' i kadar iş yan sanayilere aktarılarak girdi maliyetlerimizde 6 milyon YTL'lik bir tasarruf sağlanmıştır. Hedefimiz; Rekabet edebilmek ve mevcut kaynaklarımızın daha etkin kullanılması için parça imalatından ürün imalatına geçmek ve Ar-Ge faaliyetleri kapsamında teknoloji ağırlıklı üretim modellerini kullanmaktır.” dedi.

TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman da; Sempozyumun bir demiryolu kavşağı, bir demiryolu sanayi kenti olan Eskişehir'de düzenlenmesinin ayrı bir anlam taşıdığını, trenin tekerinin Eskişehir'in demiryolcuları sayesinde döndüğünü, bu yüzden Eskişehirliler'in demiryollarına her zaman sahip çıktığını belirterek şunları söyledi;” 19.yüzyılda, sanayi devrimiyle kitlesel yükleri çok uzak mesafelere taşıyan demiryolu ulaşım sistemi, 20. yüzyılda ihmal edilse de 21. Yüzyıl yeni demiryolu çağı olarak adlandırılmaktadır. Bu nedenle, sadece ulusal sınırlar içerisinde değil, kıtalar arasında ileri teknolojiye sahip demiryolu koridorları oluşturma çalışmaları sürdürülmektedir. Bunlardan birisi de, entegrasyon sürecinde olduğumuz Avrupa Birliği'dir. Avrupa Birliği ulaştırma şebekesinin genişletilmesi, komşu bölge ve ülkelerin temel ulaştırma altyapılarıyla etkin bir şekilde bağlanması suretiyle mal ve hizmet akışının kolaylaştırılmasını hedefleyen “wider europe for transport” süreci başlamıştır. İki kıtayı birbirine bağlayan Türkiye'nin bu sürecin dışında kalması mümkün değildir. Ülkemiz, küreselleşen dünya koşullarına öncelikle tüm sektörlerin itici gücü olan ulaşım ağı ile hazırlanmak zorundadır. Bunun birinci koşulu demiryolu ağımızın teknolojik olarak yenilenmesi, ikinci koşulu ise sanayisinin geliştirilmesidir. Dolayısıyla, hükümetimiz sağlıklı bir ulaşım ağı oluşturmak amacıyla demiryolunu öncelikli sektör olarak ele alarak son üç buçuk yılda, 5 milyar doları aşkın ciddi yatırım yapma kararı almıştır. TCDD' de, demiryollarını yeniden ayağa kaldırmak için; hızlı tren hattı inşa etmek, mevcut sistemi iyileştirmek, demiryollarını yeniden yapılandırmak, özel sektörün katılımını sağlamak olmak üzere dört ana hedef belirlenmiştir. Bu hedefler kâğıt üzerinde kalmamış, projeler üretilmiş ve derhal uygulamaya geçilmiştir. Çok kısa bir sürede, 2006 yılı sonunda ülkemizin ilk hızlı tren hattı olan Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi'nin 1. Etabı Ankara-Eskişehir kesimi tamamlanmış olacaktır. Diğer taraftan, bu yıl yapımına başladığımız Ankara-Konya ve yapımına başlayacağımız Eskişehir-İstanbul hızlı tren projesi ile uygulama projeleri yapılmış olan Afyon üzerinden Ankara-Sivas ve Ankara-İzmir, Bursa-Osmaneli hızlı tren projeleri ve Sivas- Kars, Kapıkule-İstanbul rehabilitasyon projeleri ile Türkiyemiz tam anlamıyla hızlı tren çağına girmiş olacaktır. Buradan, Türkiye'de hızlı tren çağını başlatan Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım'a ve hükümetimizin diğer üyelerine minnet ve şükranlarımı arz ediyorum.”

Karaman; hızlı tren çağı ile birlikte ulaşım sisteminden, demiryolu sanayisine, ekonomiden sosyal ve kültürel alanlara kadar tüm yaşamımızın değişeceğini, kentlerin birbirinin banliyö haline geleceğini, bunu ne kadar hızlı olursa olsun başka ulaşım vasıtalarıyla sağlamanın mümkün olmadığını, demiryollarının rekabet şansının artmasıyla birlikte karayolunun sırtındaki yükün azalacağını ve ulaşım sisteminin daha sağlıklı hale geleceğini belirtti.

Karaman; yapımı süren hızlı tren projelerinin yanı sıra yüz yıldır el değmeyen yolların yenilendiğini, işletmecilikte radikal önlemler alındığını, bu çerçevede blok tren işletmeciliği, ro-la taşımacılığı, lojistik köylerin kurulması, yeniden yapılanma olmak üzere birçok çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti.

Süleyman Karaman sözlerini şöyle sürdürdü; “ Son altmış yılda yatırım yapılmayan, çivi çakılmayan demiryollarına gösterilen bu teveccühün, bu ilginin, bu desteğin karşılığını vermek durumundayız. Bunu kendimizi yenileyerek, teknolojiye ayak uydurarak, değişilmesi gerekiyorsa değişerek, gelişerek Avrupa ülkelerindeki demiryolu sanayisini ve demiryolu işletmeciliğini örnek alarak yapmak durumundayız.”

Karaman; bir ülkede, ulaşım sisteminin kalkınması, sağlıklı ve kusursuz işlemesi, yerli sanayisinin, ana sanayisinin ve yan sanayisinin oluşmasıyla doğru orantılı olduğunu belirterek “Demiryollarını geliştirmiş ülkelerin tamamında bir demiryolu sanayi oluşmuştur. Bunun istisnası yoktur. Her yönüyle gelişmiş bir TCDD ve sağlıklı bir işletmecilik ancak, lokomotiflerimizi, vagonlarımızı, çeken - çekilen araçlarımızı en iyi, en kaliteli şekilde üretmekle mümkün olacaktır. Bu ülkede üretilen her lokomotifin, her vagonun, her bir metre rayın oluşturduğu katma değer, bizim insanımızın refahına hizmet etmektedir. İmal edilen her araç daha iyi bir demiryolu, daha az dışa bağımlılık demektir. İşte bu noktada, TÜLOMSAŞ'ın geleceği demiryollarının geleceği anlamına gelmektedir. Yarın hızlı tren işletmeciliğine geçtiğimizde,TÜLOMSAŞ da bu konsepte ayak uydurmak zorundadır. Bunu Türkiye için, Eskişehir için yapmak zorundadır. Bugün milyar dolarlarla ifade edilen bölge pazarına açılmak, o pazardan pay alma hedefi içinde olmalıdır.” şeklinde konuştu.

Süleyman Karaman sözlerini şöyle bitirdi; “2004'de uluslarası bir ihaleye çıktık, “gelin Türkiye'de yatırım yapın! hızlı tren setleri üreten, elektrikli diziler üreten, metro araçları üreten bir şirket kuralım. Teknolojiyi siz getirin, pazar bizden” diye, çağrıda bulunduk. Dünyada demiryolu sanayisinde söz sahibi bütün şirketleri birbiriyle yarıştırdık. Sonuçta ihaleyi kazanan firmayla sözleşme imzaladık. Artık TÜVASAŞ'ın yanı başında, hızlı tren fabrikası olacak. Şu anda teknolojisine sahip olmadığımız her türlü aracı üretecek. Türkiye kazanacak, demiryolları kazanmış olacaktır. Hem ulaştırma ana plan stratejisinde, hem de 8. ve 9. beş yıllık kalkınma planlarında öngörüldüğü üzere, bağlı ortaklıklarımız dünyayla rekabet edebilecek teknolojik donanıma sahip olmak, yeni ve modern araçlar üretmek için çaba gösterilecektir. Bu demektir ki, TÜLOMSAŞ gelişecek, TÜVASAŞ gelişecek, Eskişehir ve çevresinde demiryolu yan sanayi güçlenecek, hızlı tren için ihtiyaç duyulan parçalar bu illerimizde üretilecektir. Bundan Türkiye kazançlı çıktığı gibi bölge ülkeleri de kazançlı çıkacaktır.”

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Savaş Özdemir de; Eskişehir'de sanayileşme ve sanayi kültürünün oluşmasında büyük rol oynayan TÜLOMSAŞ'ın aynı zamanda bir okul işlevi de gördüğünü, bugün Eskişehir sanayiinde yüzde 40'lara ulaşan makine imalat ve metal eşya sanayiinin şekillenip gelişmesinde bu kuruluşun ve burada yetişmiş onbinlerce işçinin büyük payı olduğunu, buradan yetişen kişilerin kurdukları küçük atelyölerin bugün birer sanayi kuruluşu haline geldiğini belirterek şunları söyledi;”Cumhuriyetimizin ilk yıllarında demiryollarına verilen önemin daha sonraki yıllarda gösterilememesi neticesinde ülkemizdeki demiryolu ağı geliştirilememiş buna bağlı olarakta TÜLOMSAŞ'ın etkinliği, yatırımları ve verimliliği önemli oranda azalma göstermişti. Ancak son yıllarda demiryollarının geliştirilmesi, bu yıl içinde açılacak Eskişehir-Ankara arasındaki “hızlı tren” hattı gibi konular demiryollarının ve TÜLOMSAŞ'ın önemini ortaya çıkarmıştır. Artık değişen ve her alanda yüksek teknolojinin kullanıldığı dünya ve ülkemiz pazarında, firmalar olarak her zaman kendi ürettiğimizden daha kalitelisini ve ucuzunu bulma imkanımız her üründe mevcuttur. Bu bakımdan TÜLOMSAŞ'ın dünya ekonomisindeki gelişmelere uyum sağlayarak Fransız TGV şirketi gibi, proje bazlı işlere yönelmesiyle hem iç pazarda hem de bulunduğumuz coğrafyada “tren lokomotifleri” pazarındaki etkinliği son derece artacaktır. TÜLOMSAŞ'ın proje bazlı işletme modeliyle, yeni geliştireceği lokomotiflerde ilimizdeki zaten gelişmiş olan makine imalat ve metal eşya yan sanayiinin imkanlarından azami oranda yararlanmalı, tıpkı bugün otomotiv ve beyaz eşya sanayimizde olduğu gibi nihai ürünü oluşturan bir çok komponentin yan kuruluşlara yaptırılarak maliyet ve teknoloji avantajı yaratılması yoluna gidilmelidir.Ülkemizdeki demiryolu teknolojisinin çağa ayak uydurabilmesi ve teknolojik rekabet gücünü koruyabilmesi için innovasyona dayalı, yan sanayii ile işbirliği içinde olan yeni bir modelin bir an önce hayata geçirilmesi büyük önem arz etmektedir.Daha önceki yıllarda olduğu gibi Türkiye için önemli olan bu işletmeyi de özelleştirmeye kalkarsak, yabancı sermayeli firmalar bu stratejik işletmeyi adeta bir tamirhaneye dönüştüreceklerdir. Demiryollarının ulaşımda sağladığı fiyat avantajı, biz sanayiciler içinde büyük öneme sahiptir. 32 milyon metrekarelik büyüklüğü ile ülkemizin en büyük organize sanayi bölgesi olan, Eskişehir Organize sanayi Bölgesi içinde demiryolu bağlantısı çok önemli bir gündem konusudur.Eskişehir-Ankara arasındaki ana demiryolu güzergahı bildiğiniz gibi Eskişehir OSB'nin kuzeyinden geçmekte olup, OSB ile bu ana hat arasında bir bağlantı hattının kurulması yıllardır gündemimizde bulunmaktadır. Ancak bu hattın kurulması için gerekli olan maliyeti, Eskişehir sanayiisinin karşılaması mümkün değildir. Elbetteki sanayi olarak üzerimize düşenleri yapmaya çalışacağız ancak, devletimizin bu konuda bizlere yardımcı olmasını bekliyoruz. Bugün 350'ye yakın işletmenin bulunduğu, 24 bin kişinin çalıştığı Eskişehir OSB'de bu demiryolu bağlantısına acilen ihtiyaç bulunmaktadır. Bölgedeki işletmelerimizin büyük çoğunluğu ihracat ağırlıklı ürünler üretmekte olup, bu ürünlerin en ucuz ve etkin bir şekilde limanlara ulaştırılabilmesi için demiryolu bağlantısının kurulması büyük öneme sahiptir.Diğer taraftan İstanbul-Eskişehir hızlı tren projesi ve 10 yıldır her platformda dile getirdiğimiz Bozüyük-Adapazarı arasındaki karayolunun genişletilmesi konusundaki çalışmaların hızlandırılmasını bir kez daha huzurlarınızda dile getirmek istiyorum. Eskişehir şehir içi demiryolu güzergahının yer altına alınması konusu da kısa bir süre önce karara bağlanmıştı. Eskişehir halkı olarak bu konuda da çalışmaları da görmek arzusundayız.

Eskişehir Valisi Kadir Çalışıcı ise; Cumhuriyetimizin ilk yıllarında demiryolu seferberliği başlatıldığını ve “ Demirağlarla ördük ana yurdu dört baştan” mısralarının büyük bir heyecan içerisinde söylendiğini ve 2003'den itibaren Hükümetin demiryoluna verdiği destekle o günlerin adeta tekrar yaşandığını belirterek şunları söyledi;” Bir ile 40-50 milyon dolarlık yatırım yapıldığında büyük bir sevinç duyulur. Eskişehir'e milyar dolarlık yatırım yapılmaktadır. Hızlı tren projesi Eskişehir'in yaşamında büyük bir değişim yapacaktır. Eskişehirliler verilen bu önemi hiçbir zaman unutmayacaktır.”

Anadolu Üniversitesi Rektörü Fevzi Sürmeli ise; Ulaştırma, iletişim ve eğitim üçgeninin bir ülkenin kalkınmasında temel işleve sahip olduğunu, bunların yeterli oranda gelişmediği sürece bir ülkenin de kalkınamayacağını belirterek şunları söyledi;” Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi ulaşımda büyük bir değişim yapacaktır. Örneğin, Ankaralı, İstanbullu binlerce öğrencimiz var. Okulumuzun 45 bin öğrencisi, 3000 öğretim görevlisi var. Ulaşımdaki bu gelişme eğitime de olumlu olarak yansıyacaktır.”

Sürmeli; “Üniversite, sanayi işbirliği mutlaka kurulmalıdır. TÜLOMSAŞ ile üniversitemiz işbirliğine hazırdır. Teknolojik, işletmecilik anlamında bu işbirliğinin yapılması çok büyük yararlar sağlayacaktır. Örneğin; Mühendislik alanında bunu Eskişehir Sanayi Odası ile yaptık. Onlar üç ana sorunlarını belirledi. Bunların çözümü yönünde işbirliği yapacağız. Umuyorum bu anlamda bu sempozyum büyük katkı sağlar.” dedi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da yaptığı konuşmada; insana hizmetin herkesin ortak hedefi olduğunu, bu hedef etrafında sanayi üniversite işbirliğinin gerçekleşmesi gerektiğini, AR-GE çalışmalarının çok büyük önem taşıdığını belirterek şunları ifade etti: “ Türkiye kıt kaynaklarından toparlayıp 35-40 milyar doları 80 milyon cep telefonu için harcadı. Yani diğer bir ifade ile bu teknolojiyi üreten başka ülkelere verdi. Son model telefonumuz cebimizde, fiyakamız yerinde, ama paralar başkalarının cebinde. Buradan herkesi düşünmeye davet ediyorum. Bu ülkenin kaynakları bu kadar bol değil . Hoyratça israf etme lüksümüz yok. Onun için teknolojiyi kullanacağız, teknoloji sadece kullanan ya da gelişmeleri sadece seyreden ülke olmayacağız. Teknolojiyi de geliştirmesinde payımız olan, üreten hem kullanan hem de başkalarının kullanımına veren bir ülke olacağız. Bu da araştırma ve geliştirmeyle olur. Türkiye'de ise araştırma, geliştirme maalesef geçmiş randımanı, performansı iyi değil. Son birkaç yılda bunun önünü açtık. Hükümet olarak Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa geçen sene merkezi bütçeye araştırma ve geliştirme için 450 milyon YTL kaynak ayırdık. Bu sene bunu yüzde 50 artırdık. 670 trilyona çıkardık. Amacımız, üyesi olmaya aday olduğumuz Avrupa Birliği seviyesinde araştırma geliştirme bütçesine ulaşmak. Yani gayri safi milli hasılanın 2 ila 2.5 oranına ulaşmak. Buna belki 2015 yılında ulaşacağız. Bunun adımları atılmıştır. Bizim beyinlerimiz başka ülkeler için araştırıyor. Bu acı bir şey. AR-GE ile bunun önüne geçeceğiz. “

Binali Yıldırım ayrıca; Ulaştırmanın, haberleşmenin kalkınmanın lokomotifi olduğunu, ulaşamadığın yer senin değildir, sözünü hatırlatarak;” Eğer ulaşamıyorsan insanlara niye göç ediyorsun diyemezsin. Ülkemizdeki zenginlik, cazibe merkezlerini artırmak zorundayız. Bu gelişme altyapı ile ulaştırma ile olur. Böylece ülkemizin rekabet şansı artar. Ancak öncelikle ulaşım ana plan stratejimizi belirledik. Gideceğiniz yeri bilmezseniz hiçbir yere ulaşamazsınız. Üniversitelerimizle bu planı hazırladık. Ulaşım sisteminde denge bozulmuş. % 90'ın üzerinde karayolu ağırlıklı bir taşıma yapılıyor. Ülkemiz coğrafyasına baktığımızda bu çok yanlış. 8.400 km . kıyımız var. Ulaşım türlerine bakıyorsunuz, deniz, hava, demir hepsinin toplamı % 8'e sıkışmış. Milli ekonomiye büyük bir maliyet getiriyor bu. Otoyol yapılmış,. Ömrü 25 yıl denilmiş. 3 yılda otoyol gitmiş. Çevre gitmiş… İnsanlar gitmiş. Bir insanın hayatını kaybetmesinin bedeli yoktur. Sosyal devlet olmanın koşulu öncelikle sağlıklı bir ulaşım sistemi kurmaktır. Osmanlı devleti 15.000 km demiryolu yapmış. 4.000'i Misak'ı Milli sınırlar içerisinde kalmış. Büyük Atatürk ülkenin gerçek ihtiyacını gördü ve demiryolu seferberliği başlattı. Demiryolu yapmak öyle kolay değildir. Ömür tüketir. Ama yaptığın zaman da ülkenin kalkınmasının lokomotifi olur. Avrupa'nın gördüğünü Abdülhamit gördü. Atatürk gördü. Ama 1950'den sonra 2003'e kadar bir aymazlık yapıldı, demiryolu yok sayıldı. 2003 bir milattır. Ulaşım sisteminin tekrar dengeye kavuşması için çok önemli yatırımlar yapılmaktadır. Demiryollarını yeniden ayağa kaldırmayı ana prensip olarak benimsedik. Son 40 yılda demiryoluna ayrılan toplam ödenekten daha fazla ayırdık. 6 milyar dolar kaynak ayırdık. Kamu yatırımlarının 8 milyar YTL olduğu düşünüldüğünde % 70'ini demiryoluna ayırdık demek bu. 1970'lerden beri dinlediğimiz hızlı treni hayata geçiriyoruz. Eskişehir çok önemli bir değişim yaşayacak. Hızlı Trenle birlikte Eskişehir cazibe merkezi olacak. Eskişehir'e ne yapsak yakışır. “ dedi.

Binali Yıldırım; TÜLOMSAŞ'ın % 11 personel azalmasına karşın, % 58 oranında verimliliğin arttığını hatırlatarak şunları söyledi;” Değişen ne? Fabrika aynı, teknoloji aynı… Değişen heyecandır. Arkanızda güçlü siyasi karar olduğunu bilmektir. Arkanızda sizi yüreklendiren olmasıdır. Siz koşmaya devam edin, biz size destek vermeye devam edeceğiz. İhracatı % 30 artmış. Dünya açılmaya başlamış. Bu tesislerin yarısına bile sahip olmayan ülkeler dünyada söz sahibi olmuş. TÜLOMSAŞ'IN TÜVASAŞ'ın neyi eksik? Onlar da başarır. Yeter ki bununla yetinmesinler, dünyayla birlikte koşmaya hazırlansınlar. Demiryollarındaki değişim öncelikle demiryolcuların buna inanmasıyla, demiryollarına sahip çıkmasıyla başlamıştır. Nusaybin- Şenyurt arasındaki yol yenileme çalışmalarını yerinde gördüm. Çok büyük bir heyecan vardı. Demiryolları ayağa kalkmıştır.”

23 – 24 Haziran tarihlerindeki sempozyumda; TCDD Cer Daire Başkanı Turgut Kumaş,

“ Hızlı Tren”, Cer Dairesi AR-GE Şube Müdürü Mustafa Eser “Kompozit Sabo” konularında birer bildiri sundu.

TÜLOMSAŞ 33000 DİZEL ELEKTRİKLİ LOKOMOTİFLERİ TCDD'YE TESLİM ETTİ

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Genel Müdürümüz Süleyman Karaman, sempozyumdan sonra TÜLOMSAŞ'ta üretilen 33000 dizel elektrikli lokomotiflerin TCDD'ye teslim törenine katıldı.

Teslim töreninde bir konuşma yapan Genel Müdürümüz Süleyman Karaman, TCDD'nin çeken çekilen araca çok ihtiyacı olduğunu, kendisine bu sıkıntı söylendiğinde onlara “ Gidin TÜLOMSAŞ'daki işçilerimize söyleyin. Onlar üretsin.” diyorum sözlerini hatırlatarak, lokomotifleri en kısa sürede istiyorum dedi.

Bakanımız Binali Yıldırım ise;” Başbakanımız demiryolları için yapılacak her şey için açık çek verdi. Biz arkanızdayız. Sizler çok çalışın ülkemizin demiryollarının ihtiyacı olan lokomotifleri üretin.” şeklinde konuştu.

BAKANIMIZ BİNALİ YILDIRIM BOYAHANEDE DE İNCELEMELERDE BULUNDU

Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım ve Genel Müdürümüz daha sonra boyahanede de incelemelerde bulundu.

En ucuz, en ekonomik, en kullanışlı tip olarak monte edilerek, fabrika içinde eski demirhanenin bozulması ile 2005 yılında hizmete verilen boyahane, Orta Doğu ve Balkanların en iyi lokomotif boyama, kumlama ve kurutma atölyesi olma özelliğine sahip bulunuyor.

Atölye içinde bulunan, her bir hallenin boyu 33 metre olarak dizayn edilmiş, havalandırma, ışıklandırma, elektronik bilgisayar kumandalı, filitrasyon klimalı, elektrik kontrollü, dünyada en modern, sağlıklı boyama kalitesinde boyahanedir.

Toplam tesis kumlama – Macunlama - Boyama Kurutma kabinlerinden oluşmuştur. Boyu 32 metre eni 23 metre olan kabin Dünyada en modern sağlıklı boyama kalitesindedir. Boyahaneye lokomotif ve vagon girdiği gibi kurutulmuş olarak 24 saat içinde teslim edilecektir.