EN
Resim: udh-logo Resim: ataturk-img
Haberler Resim
YÜKSEK HIZLI TREN VE 4 KÖŞE YAZISI

Hızlı tren Kürt sorununu çözer mi?

Adem Yavuz ARSLAN

ayavuz@bugun.com.tr

twitter.com/ademyavuza

5 Aralık 2011

Başlığa bakıp 'Galiba trenin hızı yazarımızın kafasını bulandırmış' demeyin çünkü hızlı trenin İspanya'da 'entegrasyon' gibi bir başarı hikayesi var.

TCDD ile İspanyol demiryolu kurumu ADİF arasında imzalanacak bir işbirliği protokolü için İspanya'daydık.
Hem imza töreni öncesi hem de saatte 300 km hızla Madrid-Cordoba arasında giderken ADİF yöneticileriyle sohbet ettik. Tabii onlar Türkiye pazarından daha büyük pay alma telaşındalar ama benim aklım işin 'entegrasyon' kısmına takıldı.

Şöyle ki; İspanyollar hızlı tren teknolojisinde dünyanın en iyilerinden.
Zaten Ankara-Eskişehir hattını da yerli bir şirketle ortaklaşa onlar yaptı. Çok sayıda projede de işbirliğimiz var. Çin'den sonra en uzun hızlı tren hattı İspanya yarımadasında.
Bizim sadece marşlarda kalan "Demir ağlarla ördük yurdu bir baştan öbür başa" sözünü onlar gerçekleştirmiş. Sıkı durun; İspanya tüm yatırım bütçesinin yüzde 60'ını ulaşıma, özellikle de hızlı tren teknolojisine ayırıyor.

Göz alıcı hatlar, viyadükler ve tüneller var.

İspanyol yetkililere, "Neden eğitim, savunma ya da turizm değil de hızlı tren" diye sorduğumda teknik birtakım izahlar aldım.
Ama projenin siyasi bir boyutu da var.

Kürt meselesi işte burada devreye giriyor. Malum olduğu üzere biz Kürt meselesini tartışırken sürekli İspanya örneğini verir, Katalanlar'ı, Basklılar'ı konuşuruz.
Bu ülkede şöyle bir hedef var. İspanya'nın her 50 kilometresinde bir hızlı tren istasyonu olacak. Ülkenin her yerinden maksimum 3 saat içinde başkente ulaşılabilecek.
Yani ülkeyi demir ağlarla birbirlerine bağlıyorlar. Böylece ülke içinde dengesizlikleri gidermişler, karşılıklı iletişimi-etkileşimi artırmışlar.

Tabii bizim için böyle projeler erken. Çünkü biz hâlâ Kürt sorununun terör boyutuyla ilgileniyoruz. Silahlar susmadan bu tip şeyleri konuşmamız zor.
Bir an için şöyle düşünün, İspanya'nın yaptığını biz yapmışız, her yer hızlı trenlerle yakınlaşmış. Diyarbakır'dan, Van'dan yola çıkan birisi bir saat sonra Karadeniz'e, başkente ulaşmış. Hızlı tren beraberinde yeni bir kültürü, şehir yaşamını getirdiği için entegrasyon ve birbirine bağımlılık artmış.
Turizm ve ekonomi boyutunu söylemeye bile gerek yok.

Açıkçası zor bir ihtimal de değil bu anlattıklarım. Çünkü AK Parti iktidarının en başarılı işlerinin başında ulaştırma politikaları geliyor. Duble yollar, havayolu, demiryolları ve tabii YHT.
Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Habib Soluk ve TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ile 2023 hedeflerini konuştuk.
İspanya gibi olmasa da raylı sistemlere ciddi kaynak ve ekip ayırmışlar.

Geçen yıl 3, bu yıl 3,5 milyar dolar harcadılar. Hedef 2023'te 47 milyar dolarlık yatırımla 10 bin km hızlı tren hattı yapmak.
Ankara'yı merkeze alıp yurdu YHT ile donatmayı hedefliyorlar. İspanyollar'la işbirliği yaparak Mekke-Medine YHT inşasını da yapmayı planlıyorlar.
Bu da tarihi bir proje.

Süleyman Karaman ki esprileriyle Cem Yılmaz'ı işsiz bırakır, YHT projeleriyle türkülerin bile değişmeye başladığını anlattı. Hatta bir defasında 'gurbet' türküleri söyleyen bir ozana 'Uçak var, YHT var ve hepsi ucuz. Al bileti git memleketine. Eskidendi o gurbet günleri' demiş.
Bu işin esprisi ama hızlı trenlerin kültürel entegrasyon ve sosyal dönüşümlere ciddi katkısı var.
İspanya'ya gelince Endülüs'ten bahsetmeden olmaz.

Koşuşturma arasında Endülüs'e gittim.
Toprağı buram buram bilgi tüten Kurtuba'dan, Granada'dan, El Hamra'dan geriye kalanları görünce yüzünüz asılıyor, zorlukla yutkunuyorsunuz.
Bilim, sanat ve tıpta zirveleri aşan Endülüs 1492'de çöktüğünde kimse yaşanacak katliamın boyutlarını tahmin bile edemiyordu.
Bugün kiliseye çevrilen Kurtuba Camii ve yine içine kilise yapılan El Hamra Sarayı dışında bir şey kalmamış. Yakılan kütüphaneleri, yıkılan camileri tarih kaydetmekten bile utanıyor.
Engizisyonu düşünürken 'Batı ruhu'nu bütün çıplaklığıyla görüyorsunuz.
Endülüs sokaklarında dolaşırken içimdeki yara bir kez daha kanadı. Aslında Endülüs'le ilgili çok şey söylemeye gerek yok.

Endülüs'e ancak ağıt yakılır! 


Endülüs'te hızlı trenle seyahat

Bütün dünya dillerinde hala kullanılan bir deyim var: "Gemileri yakmak". Bu deyimi her vesileyle kullanırız, daha çok da bir işte kararlılığımızı, dönüşü olmayan bir yola girmeyi göze aldığımızı anlatmak için kullanırız. Bu söz dünya dillerine nereden girmiş biliyor musunuz? Arapça'dan, daha doğrusu Arap ordusunun Berberi kökenli komutanı Tarık Bin Ziyad'ın İspanya'ya ayak bastığı vakit askerlerine söylediği bir sözden. M.S. 711 tarihinde İspanya topraklarına ayak basan Tarık Bin Ziyad, askerlerine şöyle seslenir: "Arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman. Nereye kaçacaksınız? Vallahi sizin için ancak sadakat ve sabır kalmıştır." Nitekim bu kararlılık İslam ordularının İspanya'yı fethini, Endülüs Devleti'nin kuruluşunu ve 800 yıl sürecek pırıltılı bir medeniyetin kurulmasını sağlamıştır.

***
İşin doğrusu, hayatımın bir bölümü devlet heyetleriyle dış seyahatlerle geçtiği ve de bu "formel" gezilerden hiçbir zaman hoşlanmadığım için bu tip seyahat davetlerini genellikle kabul etmiyorum. Seyahat dediğiniz şey özgürce yapılması gereken bir iştir bence. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları'ndan gelen hem İtalya hem de İspanya davetlerine memnuniyetle katıldım ve çok da memnun kaldım. Çünkü TCDD'nin başında olağanüstü bir adam var. Genel Müdür Süleyman Karaman'ı tanıyın, çalışma biçimine, geliştirdiği özel dile, zekasına tanık olun, bu AK Parti'nin niye başarılı olduğunu anlarsınız. Hayatımızda kara tren bile yokken, birden bire dünyanın hızlı trene sahip 7 ülkesinden birisi haline gelivermemizin altındaki çabayı görürsünüz. İspanya gezisine hakikaten TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman'ı izlemek için gittim ben. Gittim ve bir resmi heyetin Avrupa'nın bir ülkesinde nasıl bir özgüvenle iş ilişkileri geliştirdiğini gördüm. Ama bunların hiçbirisi tesadüfen olmuyor, benim bugün köşemde övdüğüm bu kamu görevlisinin kalbinde 5 stendlik bir hasar yaratmış bu tempo ve bu başarılar. Şimdi hayatımıza bir hızlı tren gerçeği soktu bu siyasi ve bürokratik kadrolar. Rüya gibi ama gerçek, Ankara-Konya arası 1 saat 15 dakikaya, Ankara-Eskişehir arası 1 saate inmiş durumda. Sırada Ankara-İstanbul var, İzmir-İstanbul-İzmir-Ankara var. Öyle yalancı demir ağlarla değil, gerçek hızlı tren ağlarıyla örülüyor vatan toprakları. Süleyman Kahraman ve arkadaşlarını İspanya'yı fetheden Tarık Bin Ziyad'a benzetiyorum. Bu benzetmem biraz abartılı bulunabilir ama Yüksek Hızlı Tren'in ortaya çıkma ve gerçekleşme hikayesini dinleyenler, bunun Türkiye'nin ulaşım tarihinde bir "gemileri yakma" olayı olduğunu anlar.

***
İspanya, Yüksek Hızlı Tren İdaresi (ADİF) Başkanı Antonia Gonzalez Marin'i dinliyoruz resmi heyetle birlikte. Anlatılanlardan öğreniyoruz ki İspanya işi gücü bırakmış hızla hızlı tren yapıyor. Yatırımlarının yüzde 60'ını hızlı tren yatırımlarına ayırmış. Sadece AB'den bu iş için alınan para dudak uçaklattırıcı bir miktar: Tam tamına 15 milyar euro. Verilen rakamlardan, yapılan planlamadan anlaşılıyor ki İspanya hızlı tren işini tamamen bir etnik ve bölgesel entegrasyon projesi olarak düşünüyor. Bölgesel gelir dağılımındaki adaletsizliği hızlı trenin yaratacağı yüksek mobilite ile çözmeye çalışıyorlar ve bu nedenle de kaynaklarını bu işe akıtıyorlar. Bir milli birlik projesi haline gelmiş hızlı tren. İspanyolları dinleyince, bizim çalışkan, büyük işler başaran ama bir o kadar da mütevazı ve yaptıkları işin devasa önemini anlatmaya adeta utanan demiryolcularımızı bir kez daha taktir ettim.
İspanya izlenimleri tek yazıda anlatılamaz, devam edeceğiz.

 


 

 

 

 

Kara tren uçar gider

 

TCDD Ankara Garı'nın konferans salonunda büyük boyutlarda yağlıboya bir resim var; İsmet İnönü kürsüde konuşuyor, karşısında ahali... Yıl 1938. Sivas Garı'nın açılışını anlatıyor. TCDD Genel Müdürü

Süleyman Karaman, 'İsmet İnönü orada ne konuşmuş biliyor musun?' diye sordu ve cevabı da kendisi verdi: "Bundan sonra Ankara'ya 10 günde değil, 24 saatte, yani 1 günde gidilecek..."

Şimdi çok daha kısa sürede Sivas'tan Ankara'ya ulaşmak mümkün. Yeterli mi? Değil, mesafenin daha da kısalması lazım... Karaman "Amacımız iki saate indirmek. Üç yıl sonra iki saatte Sivas'tan Ankara'ya gidilecek." dedi. Cumhuriyet'in ilk döneminde demiryolları devlet politikasıydı. Ciddi yatırımlar yapıldı. "Memleketin ortasından kara tren rayları geçti". Birçok noktaya trenle ulaşmak mümkündü.

Demir ağlarla ördük bütün yurdu' diye marşlara konu oldu. Sonra unutuldu. Demiryolu diğer ulaşım araçlarının çok gerisinde kaldı. Gurbet türküleri bir türlü gelemeyen 'kara tren' üzerinden söylendi. Yeni yatırımlar yapılmadı, iyileştirilmeye gidilmedi, demiryolları adeta kendi kaderine terk edildi.

'Hızlı tren' seçim meydanlarında bir vaat olarak kaldı. Daha sonra unutuldu. Ta ki AK Parti iktidarına kadar... Süleyman Karaman'ın genel müdürlüğüne değin. Kısa ömürlü hükümetler bu alandaki büyük projelerin yürütülmesini engelledi. Cılız girişimler sonuçsuz kaldı.

Karaman, göreve başlarken hükümete verdiği ilk brifingde, yıllara göre demiryollarının zararından söz etti, '20 yılda 10 milyar dolar' rakamını telaffuz etti. 'Eğer' dedi; "Bu para demiryollarının gelişmesine harcansaydı, yurdu çoktan hızlı trenle donatmıştık." "Peki, yap o zaman..." dendi, gerekli kaynak aktarıldı.

Önce mevcut hatlar iyileştirildi, sonra 'hızlı tren projesi' gündeme geldi. Yüksek Hızlı Tren macerası böyle başladı. Bugün iki noktaya, Ankara'dan Eskişehir ve Konya'ya Yüksek Hızlı Tren'le kısa sürede ulaşmak mümkün. Bunlara diğer bağlantı noktaları eklenecek.

2013'te İstanbul yolu tamamlanacak. Ankara'dan İstanbul'a 3 saatte gidilecek. Ardından doğuya uzanacak hızlı tren rayları... Karaman, "Hedefimiz 2023'e kadar ülkenin üçte ikisine hızlı trenle ulaşılabilecek noktaya getirmek." dedi.

İspanya, hızlı tren projesinde Türkiye'nin iş yaptığı ülke... Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın Müsteşarı Habip Soluk ve TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman'ın İspanya programındayım. İspanya'nın hızlı trende geldiği nokta olağanüstü...

Bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinden. İspanya'nın dört bir yanı hızlı tren raylarıyla örülmüş. Coğrafi zorluklarına rağmen. Avrupa'nın, İsviçre'den sonra ikinci dağlık bölgesi. Rayların yüzde 75'i tünel veya viyadüklerden geçiyor.

Demiryolları konusunda Türkiye, İspanya ile üçüncü ülkelerde işbirliği için anlaşma imzaladı. İspanya'ya gelişimizin asıl nedeni de bu. İki ülke 'inşaat, işletme, bakım, eğitim ve danışmanlık' alanlarında ortak projeler geliştirecek, işbirliği yapacak.

İlk somut hedef; 'Mekke-Medine' arasındaki hızlı tren hattının işletmesini kazanmak... İhaleyi İspanya kazandı, 444 kilometrelik yolu 'iki üç yıl' içinde bitirmeyi taahhüt etti. İşletme için Müslüman ülke şartı var. Türkiye talip. Hazırlıklara çoktan başladı. Genel Müdür Süleyman Karaman, seyahat boyunca "Mekke-Medine arasındaki hattın işletmesini mutlaka biz almalıyız." dedi, durdu. İşbirliği anlaşmasının öncelikli amacı da bu...

Ulaşımda 'hızlı tren' en ciddi seçenek... İspanya örneği etkileyici. Mevcut hatlara yeni yollar ekleniyor. Demiryolları çağdaş ve gelişmiş ülkelerde karayolunun da havayolunun da önünde. Maalesef Türkiye çok geç kaldı. Ancak bir yerinden yakalamayı başardı. Ve hızlı mesafe aldı. Eğer hedefler gerçekleşirse 10 yıl sonra Türkiye hızlı trende önemli noktaya ulaşacak. Süleyman Karaman artık bundan sonra 'Bir türlü gelmeyen kara tren' türkülerinin yerini 'Tren uçar gider' şarkılarının alacağını bile söyledi.

Kara trenin uçup gittiğini Eskişehir ve Konya hattında gördük, darısı diğer şehirlerin başına..

m.unal@zaman.com.tr 

04 Aralık 2011, Pazar


 
Neler Oluyor

Nuri Elibol
nuri.elibol@tg.com.tr
04 Aralık 2011 Pazar

 

Yüksek Hızlı Tren ve demir yollarında Türkiye, ciddi bir değişim ve dönüşüm yaşıyor. Türkiye'nin her tarafını demir ağlarla örme hedefi, maalesef yıllardır gerçekleştirilememiş. AK Parti hükümetiyle birlikte Türkiye demir yollarının âdeta oksijen çadırında olduğunu fark eden yetkililer, 2002'den itibaren önlerine büyük hedefler koymuşlar. Bu hedefleri gerçekleştirecek hukuki altyapı, organizasyon ve bilgi birikimi oluşturulmuş.. Türkiye bir taraftan mevcut demir yollarını rehabilite ederken bir taraftan da, yüksek hızlı trende dünyanın 6. sırasına geçmiş. Şimdi hedef; 2023 yılına kadar Kars'tan Edirne'ye, Samsun'dan Antalya'ya Türkiye'nin her tarafına, ‘vilayetlerin en az 50 kilometre yakınına kadar' yüksek hızlı treni ulaştırmak. Üç dönemdir başından beri iyi bir ekip kuran ve genelde ekibini değiştirmeyen Binali Yıldırım, hava ulaşımında, telekomünikasyonda devrim niteliğinde mesafeler aldı. Şimdi kara ulaşımı da bu dönem yeni hükümetle beraber kendisine bağlandı. Bu dönem daha çok bakanlığın kara ve demir yolu ulaştırmasına ağırlık verileceği görülüyor.

2023 hedeflerini anlatırken karşımızda inanmış, gözü kara çalışkan ve ne yapacağını iyi bilen bir genel müdürle, Sayın Süleyman Karaman'la karşılaştık. Sayın Karaman'la birlikte İspanya'dayız. Neden geldik İspanya'ya? Türkiye, yüksek hızlı tren konusunda İspanyol, İtalyan, Çin, Japon ve Alman firmalarıyla çalışıyor. Türkiye'deki ilk yüksek hızlı tren hattını, Ankara-Eskişehir arasında ülkemizdeki yerli bir firmayla birlikte İspanyollar yaptı. Türkiye'de yüksek tren hattı konusunda ilk işi yapan ülke olması hasebiyle İspanya demir yolları şirketiyle, devlet demiryolları arasında ciddi bir iş birliği var. Eğitim ve bakım konusunda İspanyollar, Türkiye'ye çok ciddi bir destek vermişler. Türkiye'de hızlı tren yatırımları konusunda daha yapılacak çok iş var. İstanbul-Eskişehir arası devam ediyor. Ankara-Sivas başladı, çalışmalar sürüyor. Ankara-Afyon ihale edildi. Daha sonra bu hat, İzmir'e uzayacak. Ankara-Kırıkkale hattı ihaleye çıkacak. Kısacası bir trenin veya kargonun Çin'den çıkarak, Kars-Tiflis demir yolunu kullanarak ve Boğazdaki Marmaray'ı geçerek Edirne'den Avrupa'ya ulaşması planlanıyor. Marmaray yakında bitecek. Kars-Tiflis'in birinci bölümü yapıldı, 2 bölümü de ihale edilmek üzere. Bu nedenle, önümüzdeki işlerde İspanyol, Alman, İtalyan ve Çinliler'in teknolojileri arasında seçim yapılabilmek için Devlet Demir Yolları her ülkenin teknolojisini, kalitesini mercek altına almış, tek tek inceliyor. Çinliler'in teknolojisinden az da olsa bir endişe duyuluyor. Diğer taraftan Almanlar burunlarından kıl aldırmıyorlar, fiyatları çok yüksek. Geriye İtalya ile İspanya kalıyor. İtalyanlar biraz ağır hareket ediyor. Türkiye'nin bu alanda en kolay çalıştığı ülke İspanya.

Bu nedenle bir grup gazeteci arkadaşla birlikte Devlet Demir Yolları'nın davetlisi olarak Madrid'e geldik. Önce Madrid'de bazı yatırımları gezdik, bilahare Cordoba'ya, oradan da Granada'ya geçtik. Bu arada devam eden viyadük, tünel ve demir yolları yatırımlarını yerinde görme imkanı bulduk. Ayrıca çeşitli yüksek hızlı tren vagonlarını inceledik. Bizim çok anladığımız bir şey değil ama Demir Yolları'nın teknik personeli detaylı incelemeler yaptı. Sayın Karaman ekibiyle birlikte buradaki tüm yatırımlarını görmeye çalıştı.

300 kilometre süratle gittiğimiz trenlerden çok etkilendik. Müthiş bir teknoloji ve müthiş yatırımlar var. İspanya dağlık bir bölge, bu nedenle yolların büyük bir bölümü tünellerle ve viyadüklerle geçilmiş. Türkiye'nin, İspanya'yla demir yolu yatırımı konusunda yapacağı çok iş var. Ancak Devlet Demir Yolları Genel Müdürü Karaman, geleceği planlamak adına Türkiye'deki demir yolu inşaatlarının, Türk şirketleri tarafından yapılmasına ve Türkiye'deki şirketlerin yabancı ortaklarından bu işleri öğrenmesine özel özen gösteriyor. “Bizim demir yolu inşaatı konusunda yabancılara artık ihtiyacımız yok. Yerli firmalarımız bu işi yapabiliyor. Ancak sinyalizasyon, güvenlik sistemleri ve vagon konusunda henüz dışarıya bağımlıyız. Artık rayımızı da kendimiz üretebiliyoruz” diyor. Bu amaçla yabancı şirketlerle Türk şirketlerini konsorsiyum haline getirerek Türk şirketlerinin demir yollarının ihtiyacı olan her işi öğrenmelerini temin etmeye çalışıyor

Demir Yolları, YHT konusunda çok iddialı ve çok istekli ve çok heyecanlı. Genel müdürün ve kadrosunun kararlılığına bakılırsa 2023 hedeflerine ulaşmak zor gözükmüyor. Hele hele arkalarında bu işe inanmış bir Ulaştırma Bakanı ve Başbakan varken... Bu gezi vesilesiyle Cordoba'daki dünyanın en büyük camisini ve Granada'da Endülüs devletinin merkezi olan Elhamra Sarayı'nı gezme imkanı bulduk. Bu konulara ilişkin izlenimimi bir sonraki yazımda paylaşacağım...

YHT'de demir yollarının büyük hedefi